Yükleniyor...

Her birey kendi hayatının uzmanı

25 Mayıs 2026

Bireyin kendi hayatının uzmanı olduğu yaklaşımından hareketle, danışanlarına eşlik eden bir yol arkadaşı olmayı tercih eden Dr. Psikolojik Danışman Canan Kırca; insanın kendisiyle kurduğu ilişkiye ve öz-şefkate dair önemli ipuçlarını paylaşıyor.

Terapiyi kişiyi yalnızca rahatlatan ya da hep iyi hissettiren bir süreç değil de aynı zamanda kişinin kendisiyle yeniden karşılaştığı ve bazen kendini yeniden inşa ettiği bir alan olarak ifade eden Dr. Psikolojik Danışman Kırca, terapiyi bir yöntemler bütünü olarak değil, iki insanın sahici bir karşılaşması olarak tanımlıyor.

 

Sizi tanıyabilir miyiz?

Lisans ve yüksek lisans eğitimimi Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümü’nde, doktora eğitimimi ise Mersin Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümü’nde tamamladım.

Uzun yıllar eğitim kurumlarında çocuklar ve ergenlerle çalıştıktan sonra çalışmalarımı bireysel olarak sürdürmeye başladım. Şu anda genç yetişkinler, yetişkinler, çiftler ve ailelerle çalışıyorum. Aynı zamanda SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde psikoloji dersi veriyorum. 

Mesleki yolculuğunuzdan ve üzerinde yoğunlaştığınız alanlardan bahseder misiniz?

Mesleki yolculuğum eğitim kurumlarında başladı ve zaman içinde bireysel danışmanlık çalışmalarında derinleşti. Akademik çalışmalarımda özellikle öz-şefkat, kabul, duygu düzenleme ve prososyal davranışlar üzerine yoğunlaşırken; uygulama alanında travma, ilişkiler ve çözüm odaklı terapi yaklaşımları ile ilgilenmeye devam ettim.

EMDR yaklaşımı başta olmak üzere bilimsel temelli yöntemlerden yararlanıyor, her bireyin yaşam öyküsünü ve ihtiyaçlarını dikkate almaya özen gösteriyorum. Ailelerle çalışırken ise Prof. Dr. Hürol Fışıloğlu tarafından geliştirilen, kültürel bağlamı merkeze alan “İlişki Pusulası” modelinden yararlanıyorum. 

Danışanlarınıza yaklaşımınız nasıl? Terapi sürecinde benimsediğiniz temel prensipler nelerdir?

Terapi sürecini, her şeyin ötesinde iki insanın karşılaşması ve bir araya gelişi olarak görüyorum. Terapist ve danışan rollerinden önce, insan insana bir temasın önemli olduğuna inanıyorum. Sonrasında elbette bilgi, deneyim ve mesleki roller devreye giriyor.

Kendimi bu alanın uzmanı olarak görürken, karşımdaki kişinin de kendi hayatının uzmanı olduğunu aklımdan çıkarmıyorum. Danışan her ne sorunla gelmiş olursa olsun, bugüne kadar yaşamını sürdürebilmiş, pek çok zorluğun üstesinden gelmiş ve kendi içinde çeşitli kaynaklar geliştirmiş biri.

Terapi sürecinde kişiye özel yol haritası oluştururken nelere dikkat ediyorsunuz?

O haritayı kişinin kendisinin oluşturmasını, rotayı da yine kendisinin çizmesini destekliyorum en başta. Aslında doğru sorular sorulduğunda, bireyler kendilerini görmek istedikleri yeri ve hayatlarında nelerin farklı olmasını istediklerini oldukça net bir biçimde ifade edebiliyorlar.

Bu noktada eşlik eden, yol gösteren bir yerde olmayı tercih ediyorum. Bu yaklaşımımın temelinde ise her bireyin kendi hayatının uzmanı olduğu inancı yatıyor. Elbette her süreç birbirinden farklı ilerliyor. Kişinin değişime hazır oluşu, motivasyonu, yaşam koşulları ve sahip olduğu destek kaynakları sürecin ritmini de belirliyor.

Günümüzde psikolojik destek almak konusundaki farkındalığı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Meslek hayatıma başladığım yıllar ile bugünü karşılaştırdığımda oldukça büyük bir fark görüyorum tabii ki. Ruh sağlığının öneminin daha çok anlaşıldığı bir dönemdeyiz. Bireylerin, ebeveynlerin, çiftlerin kendilerine ve ilişkilerine daha fazla yatırım yapma çabası içinde olduğunu görüyorum.

İnsanlar artık yalnızca çok zorlandıkları dönemlerde değil; kendilerini daha iyi tanımak, ilişkilerini güçlendirmek ve yaşam kalitelerini artırmak için de psikolojik destek arayışına girebiliyorlar. Bununla birlikte, bu süreçlerin zorlayıcı taraflarını da göze almak gerektiğini düşünüyorum. Terapi yalnızca kişiyi rahatlatan ya da hep iyi hissettiren bir süreç değil. Yer yer sancılı ilerleyen, kişinin kendisiyle yeniden karşılaştığı ve bazen kendini yeniden inşa ettiği bir alan aynı zamanda.

Psikolojik iyi oluşu desteklemek için günlük hayatta herkesin uygulayabileceği küçük ama etkili öneriniz neler olabilir?

İnsanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi çok önemli buluyorum. Kendine neler söylediği, nasıl bir iç sese sahip olduğu ruhsal iyi oluş üzerinde düşündüğümüzden çok daha etkili olabiliyor. Özellikle zor zamanlarda kişinin kendi kendine destek olabilmesi, bir başka deyişle kendi kendisinin müttefiki olmayı öğrenmesi çok önemli.

“Bu sorunu ya da güçlüğü en sevdiğim, en değer verdiğim kişi yaşıyor olsaydı ona nasıl yaklaşırdım, ne söylerdim, hangi önerilerde bulunurdum?” sorusu bazen insanın kendisiyle daha şefkatli ve destekleyici bir ilişki kurabilmesi için önemli bir başlangıç olabiliyor.

Bu alanda sizi en çok besleyen, motive eden şey nedir?

Sanırım beni bu alanda en çok besleyen şey, insanın tüm karmaşıklığına rağmen değişime açıklığını ve iyiye yönelme çabasını görmek. Aynı zamanda kişinin bugüne kadar yaşadıkları, bir başka deyişle geçmişi aynı kalsa da süreç içerisinde geçmişle olan bağının daha sağlıklı bir yerden yeniden kurulabilmesi bana oldukça etkileyici geliyor. Çünkü bazen yaşananlar değişmese de kişinin onlara baktığı yer, kendisiyle kurduğu ilişki ve taşıma biçimi değişebiliyor. İşte tam da o noktada bireyin bugünü, ilişkileri ve yaşamla kurduğu bağ da dönüşmeye başlıyor.

Sosyal Medyada Paylaş
GÜLŞAH SERT
Ekli Görseller