Yükleniyor...

Teatro Ayntab: Bir sahneden fazlası

28 Temmuz 2026

Gaziantep’te tiyatroya yeni bir soluk kazandıran Teatro Ayntab, sadece oyunlarıyla değil, kurduğu kültür ve paylaşım alanıyla da dikkat çekiyor. Kurucusu Taner Kayar, topluluğun kuruluş hikayesini, çalışmalarını ve hedeflerini anlattı.

Altı sezondur binlerce seyirciyle buluşan Teatro Ayntab’ın yolculuğu, sanatın dönüştürücü gücünü ve birlikte üretmenin değerini gözler önüne sererken; Taner Kayar, Teatro Ayntab’ın hikayesini, “Her sezon yeniden filizlenen, seyircinin bir önerisiyle bambaşka yere giden, hep yeni, hep taze kalmaya çalışan bir yolculuk” olarak tanımlıyor.

Teatro Ayntab nasıl doğdu, v ar mı bir hikayesi?

“Teatro Ayntab, biraz memlekete dönüşün, biraz ihtiyaçtan doğan bir inancın, biraz da “Burada da yapılır” deme cesaretinin hikayesi” diyen Taner Kayar, Teatro Ayntab’ın doğuş hikayesini şöyle anlattı: “2014 yılında Marmara Üniversitesi’nde lisans eğitimimi tamamlayıp, hemen ardından yine aynı üniversitedeki yüksek lisans sürecinde Erasmus+ programıyla Almanya’da geçirdiğim yaklaşın bir yılın ardından önce İstanbul’a oradan da memleketim Gaziantep’e döndüm. İstanbul’da ve Almanya’da tiyatro, doğaçlama ve oyunculukla kurduğum bağın Gaziantep’te de devam etmesini istiyordum ama bunu tek başıma değil, birlikte yol yürüyebileceğim insanlarla yapmak istedim. İsim de bu arayıştan doğdu. Hem tiyatronun hem de Gaziantep’in eski adlarından beslenerek “Teatro Ayntab” isminde karar kıldık. Yola çıkarken aklımızda çok sade ama güçlü bir fikir vardı… Gaziantep’te modern doğaçlama tiyatroya, birlikte üretmeye, denemeye, yanılmaya, gülmeye ve sahne etrafında buluşmaya alan açmak. Biz kendimize hala “Gazi şehrin çiçeği burnunda tiyatro atölyesi” demeyi seviyoruz. Çünkü aradan sezonlar, oyunlar ve atölyeler geçmiş olsa da ilk günkü merakı, heyecanı ve tazeliği kaybetmemeye çalışıyoruz. Teatro Ayntab’ın hikayesi biraz da bu; Her sezon yeniden filizlenen, seyircinin bir önerisiyle bambaşka yere giden, hep yeni, hep taze kalmaya çalışan bir yolculuk.”

Teatro Ayntab, bir kültür alanı

Teatro Ayntab’ın sahne, prova, eğitim, gösteri, araştırma, sohbet ve birlikte üretme alanı olduğunu ifade eden Kayar, “Biz sadece seyirci karşısına çıkıp gösteri yapmıyoruz; doğaçlamayı öğrenen, deneyen, aktaran ve farklı yaş gruplarıyla buluşturan canlı bir yapı kurmaya çalışıyoruz. “Atölye” dememizin sebebi biraz da bu yenilenme hali. Tiyatro her sezon, her prova, her oyun ve her seyirciyle yeniden doğan bir sanat. Biz de kendimizi biraz çiçek, biraz ağaç gibi de görüyoruz. Bazen yoğun sezonun ardından yaprak döküp dinleniyoruz; sonra yeni bir dönemde yeni insanlarla, yeni hikayelerle, yeni oyunlarla yeniden açıyoruz. Teatro Ayntab yalnızca tiyatrodan değil; müzikten edebiyata, şehir kültüründen geleneksel anlatı biçimlerine, Gaziantep’in dilinden, sofrasından, mizahından ve Mezopotamya’nın kültürel hafızasından da besleniyor. Bu yüzden kendimizi sadece bir ‘kurs’ ya da yalnızca bir ‘sahne ekibi’ olarak değil; şehirle, insanla, oyunla ve hafızayla ilişki kuran bir kültür alanı olarak görüyoruz” dedi.

Ekibimiz, Teatro Ayntab’ın en güzel taraflarından biri

Bünyelerinde öğretmen, sağlık çalışanı, mühendis gibi farklı meslek ve sektör gruplarının, öğrencilerin, sanatla amatör ya da profesyonel düzeyde ilgilenenlerin olduğunu belirten Kayar, “Herkes başka bir hayattan, başka bir gündelik yükten gelip aynı sahnede buluşuyor. Bu farklılık sahneye çok şey katıyor. Çünkü doğaçlama tiyatro yalnızca oyunculuk becerisiyle değil; dinlemekle, dikkat etmekle, hayata temas etmekle ve farklı bakış açılarını aynı anda taşıyabilmekle ilgili. Bir öğretmenin sınıftan getirdiği gözlem, bir sağlık çalışanının insanla temas tecrübesi, bir öğrencinin enerjisi, bir mühendisin düzen kurma biçimi sahnede başka başka renklere dönüşüyor.

Biz her sezon eğitimler, atölyeler, yaz ve kış modülleriyle yeni insanlarla tanışıyoruz. Bu kolay bir şey değil; çünkü her yeni kişiyle ekip de yeniden öğreniyor, şekilleniyor. Ama tam da bu yüzden Teatro Ayntab canlı kalıyor. Her yaştan,  her meslekten,  farklı  düşünceden  insanın aynı  sahnede buluşabilmesi çok kıymetli. Sahne, hayatın küçük bir modeli gibi; farklı insanlar bir araya geliyor ve birlikte bir şey kurmaya çalışıyor” diye konuştu

Ana üretim alanlarımızdan biri modern doğaçlama tiyatro

Modern doğaçlama tiyatronun kültürümüze çok da yabancı olmadığını söyleyen Kayar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Köy seyirlik oyunlarından tuluata, meddahlıktan geleneksel anlatı biçimlerine kadar doğaçlama, bu coğrafyanın hafızasında zaten var. Biz bu geleneği çağdaş bir sahne diliyle, belli bir düzen ve performans yapısı içinde yeniden yorumlamaya çalışıyoruz.

“Deneysel Geceler” bizim seyirciyle en düzenli buluştuğumuz alanlardan biri. Altıncı sezon finali itibarıyla 85’in üzerinde gerçekleştirdiğimiz bu buluşmalarla binlerce seyirciye ulaştık. Her gösteride seyirciden aldığımız bir kelime, mekan, duygu, ilişki ya da öneri veya herhangi bir şey oyunun çıkış noktası olabiliyor. Seyirci sadece izleyen değil, o akşam kurulan hikayenin de ortağı oluyor. Bazen çok komik bir sahnenin içinden çok insani bir duygu çıkıyor; bazen gündelik hayatta yanından geçip gittiğimiz küçük bir an sahnede büyüyüp hepimizin ortak hikayesine dönüşüyor. Seyirciye söylemek istediğimiz şey belki de şu; Gelin, burada birlikte deneyelim, gülelim, şaşıralım; sahnenin sadece izlenecek değil, paylaşılacak bir yer olduğunu birlikte hatırlayalım.”

‘İyi oyunlar; geliniz ve de getiriniz efem’

Çok büyük iddiaları olmadığını ancak seyircinin salondan çıkarken “İyi ki geldim” demesini istediklerini ifade eden Kayar, “Biraz gülmüş, biraz şaşırmış, belki kendinden bir şey bulmuş, belki de “Gaziantep’te böyle bir şey de varmış!” diye mutlu olmuş şekilde ayrılsın. Doğaçlama tiyatronun güzel taraflarından biri de şu; O akşam yaşanan şey yalnızca o akşama ait oluyor. Aynı oyun bir daha aynı şekilde oynanmıyor. Seyirci de bunun parçası olduğunu hissettiğinde çok özel bir deneyim ortaya çıkıyor. Profesyonel olarak oyunculuk yapmasa bile bir insanın sahneyle, oyunla, kendini ifade etme haliyle bağ kurabileceğini göstermek bizim için önemli.

Gündelik hayat zaten yeterince hızlı ve ağır. Biz seyirciye iki üç saatlik bir nefes, birlikte gülme ve aynı anda aynı hikayenin parçası olma duygusu bırakmak istiyoruz. Bir de bizim klasik çağrımız var; “İyi  oyunlar; geliniz ve de getiriniz efem.” Çünkü seyircinin sonraki oyuna yanında birini de getirmesi bizim için en iyi, güzel ve de özel motivasyonlardan biri” dedi.

Pek çok zorlukla karşılaştık ama yılmadık

Bağımsız ve ödeneksiz bir tiyatro topluluğu olarak sahne bulmak, ekip sürekliliğini sağlamak, teknik imkan oluşturmak, görünür olmak, seyirciyle düzenli buluşmak konularında zorlandıklarını belirten Kayar, şöyle devam etti: “İlk çağrılarımızdan birini 25 Aralık Gaziantep’in Kurtuluş Günü’nde duyurmuştuk; 150’nin üzerinde başvuru almıştık. Daha yolun başındayken ve ilk derslerimizi yaparken kısa süre sonra pandemi kısıtlamaları başladı. Ama durmadık; çevrim içi buluşmalarla, evlerden, ekranlardan da olsa devam ettik. O ilk ekipte birbirini hiç tanımayan gençler vardı. Zamanla aile gibi olduk. Kimi üniversitesini bitirdi, kimi konservatuvar ve oyunculuk yolculuğuna devam etti, kimi başka şehirlerde olsa da hala bizi destekliyor. Bu bizim için çok değerli bir hafıza.

En büyük motivasyonumuz belki de olumsuz her şeye rağmen devam edebilmek oldu. Bir şeylerin hazır olmasını, birilerinin gelip yol açmasını beklemedik. Elimizde ne varsa onunla başladık. Doğaçlamanın ruhu da biraz böyle değil mi zaten? Elinde olanla başlarsın, birlikte büyütürsün, sonra bakarsın hiç beklemediğin bir hikaye çıkmış. Bizi bugün de motive eden şey; iyi bir oyuncu yetiştirme iddiasından çok, iyi bir tiyatro seyircisi, iyi bir yol arkadaşı, iyi ve güzel insanlarla aynı çatı altında buluşabilme isteği. Sahneye çıkan birinin gelişimini görmek, seyircinin kahkahasını duymak, bir gösteriden sonra “Devam edin, buna ihtiyacımız var” cümlesini işitmek bütün yorgunluğu alıyor.”

Gaziantep’te tiyatro yapmak büyük sorumluluk

Gaziantep’te tiyatro yapmanın hem büyük bir mutluluk hem de ciddi bir sorumluluk olduğunu ifade eden Kayar, şunları söyledi: “Bazen,“Ankara’nın doğusundan sonra bu işi yapmak zor” denir. Evet, zor ama imkansız değil. Hele ki bağımsız ve ödeneksiz bir yapıyla ilerliyorsanız bu zorlukları daha çok hissediyorsunuz. Ama biz tam da bu yüzden burada olmayı önemsiyoruz.

Gaziantep tarihiyle, mutfağıyla, sanayisiyle, ticaretiyle, belleğiyle, diliyle ve mizahıyla çok güçlü bir şehir. İpekyolu üzerinde, medeniyetlerin izini taşıyan, çok katmanlı bir yer. Böyle bir şehrin kültür-sanat alanında da daha fazla görünür olmayı hak ettiğine inanıyoruz. Biz de bir Gaziantepli olarak üstelik şehrimizde misafir olan, başka şehirlerden hatta ülkelerden gelip, bizimkilerin deyimi ile “dışarılı” olup bu şehirde yaşayanlarla da birlikte elimizi taşın altına koyduk diyebiliriz.

Bu şehirde tiyatro yapmak sadece sahneye çıkmak değil; üniversite bölgesinden çarşıya, Kavaklık’tan Anneler Parkı’na, Vadi Park’tan Demokrasi Meydanı’na, Yeşilsu’dan Kırkayak’a, tarihi Bey Mahallesi’nden eski Antep evlerine kadar şehrin ulaşılabilir her alanında sanatla karşılaşma imkanı oluşturmak demek. Kamu, özel sektör ve yerel paydaşlarla kurulacak daha güçlü iş birlikleriyle bu üretimin çok daha geniş kitlelere ulaşabileceğine inanıyoruz. Çünkü  bu şehir çok daha fazlasını hak ediyor. Bizden sonra geleceklere küçük de olsa bir yol açtığımızı hissetmek bize güç veriyor. Teatro Ayntab biraz da bu yüzden “her yerde” olma derdinde. “Geliniz ve de getiriniz” dememiz boşuna değil.”

Teatro Ayntab bu şehirle birlikte büyüsün istiyoruz

Teatro Ayntab çatısı altında gösteriler, eğitimler, atölyeler ve farklı yaş gruplarına temas eden çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Kayar, son olarak şunları söyledi: En bilinen buluşmalarımızdan biri “Deneysel Geceler”. Seyirci önerilerinden beslenen, her defasında başka bir hikayeye dönüşen interaktif doğaçlama gösterilerimizle düzenli olarak tam altı sezondur pek kıymetli seyircilerimiz ile buluşuyoruz. Bunun yanında yetişkinlere yönelik doğaçlama tiyatro atölyeleri düzenliyoruz. “8/6 impro” bizim için, “herkes için doğaçlama tiyatro” fikrinin karşılık bulduğu alanlardan biri. Çalışan, çalışmayan, okuyan, evde olan, daha önce sahneye çıkmış ya da hiç çıkmamış herkesin haftada bir akşam kendine, oyuna, tiyatroya ve sanata zaman ayırabildiği açık bir okul bir çatı gibi düşünüyoruz.

NŞMimpro ise ‘Nev’i şahsına münhasır doğaçlama tiyatro takımı’ olarak gençlere, üniversitelilere, liselilere ve yeni başlayanlara alan açma ihtiyacımızla bağlantılı; bir anlamda Teatro Ayntab’ın altyapısı, mutfağı, arka bahçesi gibi. Gençlerin sadece seyirci değil üreten, deneyen, sahneye temas eden insanlar olmasını çok önemsiyoruz.

Ayrıca çocuklar, gençler, okullar, üniversiteler, kamplar ve farklı kurumlarla dönemsel atölye ve gösteriler yapıyoruz. Pandemi döneminde açık alanlarda, sokaklarda ve meydanlarda üretmeye çalıştık. Deprem sonrası süreçte ise “Sanat Her Yerde * Art is Everywhere” başlığıyla Nurdağı, İslahiye, Pazarcık, Kahramanmaraş, Defne, Antakya, Hatay ve Adıyaman başta olmak üzere farklı yerleşimlerde çocuklar, gençler ve ailelerle gönüllü doğaçlama temelli buluşmalar gerçekleştirdik. Bugün geldiğimiz noktada yaklaşık 130’un üzerinde gösteri, eğitim, atölye ve buluşmayla 13 binden fazla insana temas etmiş olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Dernekleşme sürecimizle birlikte bu çalışmaları daha kurumsal, sürdürülebilir ve erişilebilir hale getirmek istiyoruz.

Gelecek hedeflerimiz arasında Gaziantep’te kalıcı bir sahne/çalışma alanı oluşturmak, şehir içi ve şehir dışı turneleri artırmak, başka şehirlerde de daha fazla görünür olmak, ulusal ve uluslararası projelerle Gaziantep’i ve bölgemizi kültür-sanat alanında temsil etmek var. Kamu, özel sektör, STK’lar, belediyeler, okullar, üniversiteler ve kurumlarla iş birlikleri kurarak atölye, eğitim ve gösterilerimizi daha fazla mahalleye, köye, kampüse ve sahneye taşımak istiyoruz. Çünkü bizce oyun paylaştıkça büyüyor. Teatro Ayntab da bu şehrin içinde, bu şehirden beslenerek ve bu şehirle birlikte büyüsün istiyoruz.”

Sosyal Medyada Paylaş
GÜLŞAH SERT
Ekli Görseller