- Şehitkamil / Gaziantep
- +90 (342) 232 80 81
- info@cemiyet.com.tr
Üreme sağlığında yeni formüller
30 Haziran 2026Çocuk sahibi olmayı planlayan kadınlar için doğurganlığı etkileyen en önemli faktörlerden biri yaş olarak görülse de yaşam tarzı, beslenme, uyku düzeni, egzersiz ve enflamasyon gibi pek çok etkenin, yumurta kalitesi üzerinde belirleyici rol oynayabildiğini belirten Liv Hospital Gaziantep Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Esma Gür, üreme sağlığını korumak isteyen kadınlar için yol gösterici bilgiler paylaştı.
Üreme sağlığının, doğru adımlar ve doğru yaşam tarzıyla kontrol edilebileceğine dikkat çeken Op. Dr. Gür, “En iyi ve en bilinçli kararı verebilmek için önce biyolojik saatinizin gerçekte nasıl çalıştığını anlamanız şart. Çünkü bu saat, sandığınızdan çok daha karmaşık bir mekanizma. Biyolojik saatinizi belirleyen şey, yalnızca kaç yumurtanız kaldığı değil, o yumurtaların kalitesi de. İşte çoğumuzun bilmediği kritik nokta tam da burada; yumurta kalitesi, yumurtalar bitmeden çok önce düşmeye başlıyor. Yumurta sayısının yaşla azalması kaçınılmaz, bu doğal bir süreç. Ancak önemli ve asıl umut verici kısım şu; yumurta kalitesi, üzerinde çok daha fazla etkiye sahip olduğumuz bir konu. Bu noktada yapabileceklerinize odaklanmak, üreme sağlınız için bilinçli kararlar almak önemli” dedi.
Doğurganlık ve yaş faktörlerinin birbiriyle sıkı sıkıya bağlı olduğunu belirten Op. Dr. Gür, şöyle devam etti: “Hamile kalmaya çalışmaya başladığınızda, her geçen yılla birlikte şansınız azalıyor. Otuz beş yaşındaki her dört kadından biri kısırlık sorunuyla karşılaşıyor; kırk yaş üzerindeki kadınların ise yarısından fazlası bu sorunla mücadele ediyor. Üstelik yaş ilerledikçe düşük riski de artıyor. Ama yine de yaş, yumurta kalitesini etkileyen tek faktör değil. Şöyle düşünün; tüm hücrelerimiz birlikte yaşlanıyor. Nasıl ki kırışıklıklar ve sırt ağrısı kaçınılmazsa, yumurtalarımız da zamanla yaşlanıyor. Bu da şu anlama geliyor; sizi sağlıklı tutan her şey, yumurta kalitenizi de iyileştirebilir. Tam tersi de geçerli, enflamasyona yol açan faktörler, yumurtalarınızdaki hücresel hasarı da artırıyor. Yumurta sayınızı değiştiremezsiniz ya da zamanı durduramazsınız ancak yumurtalarınızın geliştiği ortam üzerinde gerçek bir etki yaratabilirsiniz. İşte yaşam tarzı ve enflamasyon tam burada devreye giriyor.”
35 yaşından sonra gerçekte ne değişiyor?
Yaşlandıkça iki önemli faktörün aynı anda gerçekleştiğinin altını çizen Op. Dr. Gür, şu bilgiyi paylaştı:
“Yumurta genetiği bozuluyor: 35 yaşında yumurtaların yaklaşık yarısı genetik olarak normal, kalan yarısı anormaldir. 37 yaşından sonra yumurtaların büyük çoğunluğu genetik olarak anormal
Yumurta sayısı azalıyor: Bebek sahibi olmak isteyen kadınlarda tedavi sürecinde daha az yumurtayla çalışmak zorunda kalıyoruz. Tüp bebek tedavisiyle bile yalnızca mevcutta bulunan yumurtaları büyütebiliyoruz.
Buna bir de artan enflamasyon ve daha az optimal metabolik sağlık eklenince, doğurganlık giderek zorlaşıyor.”
Enflamasyon bağlantısı
Enflamasyonun her şeyi etkilediğini kaydeden Op. Dr. Gür, “Genel vücut sağlığımızın bir parçası olan doğurganlık da dahil. Kronik enflamasyon; düzensiz adet döngüleriyle, azalmış yumurta sağlığıyla, artmış düşük oranlarıyla ve hamile kalmada güçlük ile ilişkilendirilmiştir” dedi.
Yumurta kalitesinden bahsederken ne kastediyoruz?
“Doktorlar yumurta kalitesinden söz ettiğinde çoğunlukla genetik normalliği, yani yumurtanın doğru sayı ve dizilimde kromozoma sahip olup olmadığını kastediyorlar” diyen Op. Dr. Gür, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ve evet, genetik, yumurta kalitesinin büyük bir parçası. Yaşlandıkça yumurtalarımız vücudumuzda daha uzun süre kaldığından, çevrenin yıpratıcı etkilerine daha fazla maruz kalıyorlar. Yaş, kromozom anormalliklerinin en güçlü göstergelerinden biri ve aşılması en zor etkenlerden biri. Bu yüzden yaş önemli; ancak yaş, genetik normalliği etkileyen tek etken değil.”
Yeterince konuşulmayan metabolik boyut
Genetiğin yanı sıra yumurtanın metabolik öneminin de göz ardı edilemeyeceğini vurgulayan Op. Dr. Gür, “Yumurtanın üstlendiği görev muazzam; döllenmeyi desteklemek ve ilk birkaç gün boyunca embriyo gelişimini sağlamak. Hatta erkek genomu yaklaşık üçüncü güne kadar devreye bile girmiyor. O zamana dek her şey, yumurtanın normal bölünme ve düzgün işlev görme kapasitesine bağlı. Bu, yumurta metabolizmasının önemli olduğu anlamına geliyor ve işte burada yaşam tarzı, enflamasyon ile genel sağlık durumu, pek çok kişinin fark ettiğinden çok daha büyük bir rol oynuyor.
Üreme tıbbının zaman zaman fazla küçümseyici bir tutum benimsediğini de burada görüyoruz, “Yaşınız ilerlemiş, yumurta kalitesi için yapabileceğiniz bir şey yok.” Yaşa bağlı genetik değişimleri geri alamayacağımız doğru ancak yumurtaların ne kadar iyi işlev gördüğünü etkileyen enflamatuvar ve metabolik etkenleri kesinlikle kontrol edebiliriz.
Dolayısıyla her şeyi olmasa da sandığımızdan çok daha fazlasını kontrol edebiliriz” açıklamasında bulundu ve yumurta kalitesini iyileştirmek için önemli beş formülden bahsetti.
1-Sağlıklı beslenin
Sağlıklı beslenmenin bu süreçte önemli rol oynadığına dikkat çeken Op. Dr. Gür, “Daha sağlıklı yumurtaların temeli, ne yediğinizle başlar. Organik, işlenmemiş gıdalara odaklanın; şeker, kızartmalar ve işlenmiş etler gibi enflamasyonu tetikleyen besinleri azaltın. Bağırsak mikrobiyomunuz, özellikle östrojen olmak üzere hormonları düzenlemede ve enflamasyonu kontrol etmede güçlü bir rol oynar. Meyve ve sebzeler, sağlıklı yağlar, proteinler ve lif açısından zengin besinler tüketerek mikrobiyomunuzu destekleyin. Besini, hücreleriniz için bir enerji kaynağı olarak düşünün, enflamasyonu arttıran değil yatıştıran gıdaları seçin” diye konuştu.
2-Hücresel enerji için CoQ10 takviyesi
Koenzim Q10’un (CoQ10), hücrelerdeki mitokondriyal enerji üretimini iyileştirerek yumurta kalitesini destekleyen bir takviye olduğunu belirten Op. Dr. Gür, “Mitokondri, yumurtalarınızın güç merkezidir, yumurtlama sırasında gerçekleşen karmaşık kromozom bölünme sürecine enerji sağlar. Bunu, her zaman kaliteli bir prenatal vitamin ve en başından sağlıklı gelişimi desteklemek için en az 400 mikrogram folik asitle birlikte kullanın” önerisinde bulundu.
3-Plastiklerden kurtulun
Plastiklerin sağlık açısından zararlarını anlatan Op. Dr. Gür, şunları söyledi: “Plastikler her yerde ve ne yazık ki yalnızca çevremizde değil vücudumuza da sızıyorlar. Plastiklerde bulunan BPA ve ftalatlar gibi kimyasallar, hormon dengesini ve doğurganlığı bozuyor. Küçük ama kararlı adımlarla başlayın, plastiği ısıtmayı bırakın (mikrodalgaya ya da bulaşık makinesine koymayın). Yiyecek ve içecekleri paslanmaz çelik veya cam kaplarda saklayın. Plastik pipet ve şişeleri yeniden kullanılabilir alternatiflerle değiştirin. Bu, üreme sağlığına zarar verebilecek toksinlere gereksiz maruziyeti azaltmanın en basit yollarından biri.”
4-Uykuya öncelik verin
Uykunun bir lüks değil, vücudun iyileştiği, yenilendiği ve hormonları dengelediği bir zaman dilimi olduğunu vurgulayan Op. Dr. Gür, “Her gece sakin, serin ve karanlık bir ortamda 7 ile 8 saat uyumayı hedefleyin. En sevdiğim uyku ipuçları; elektronik cihazları yatağınızdan uzakta şarj edin. Her gün aynı saatte yatın ve kalkın. Alışkanlık oluşturmak önemli. Gerekirse uyku maskesi kullanın. Uykuya geçmekte güçlük yaşıyorsanız yatmadan yaklaşık 30 dakika önce düşük dozda melatonin takviyesi almayı düşünün. Melatonin, yumurta sağlığını destekleyen doğal bir antioksidandır” dedi.
5-Egzersiz rutini edinin
Hareketin metabolizma, ruh hali ve enflamasyon düzeyleri için bir ilaç niteliğinde olduğunu kaydeden Op. Dr. Gür, son olarak şunları söyledi: “Kas kütlesi oluşturmak için güç ve direnç antrenmanlarına öncelik verin. Kas kütlesi, önemli bir enflamasyon kaynağı olan insülin direncine karşı koruma sağlar. Bunu yoga, esneme ve açık havada yürüyüş gibi hafif ama etkili hareketlerle dengeleyin. Her antrenmanın sizi sınırlarınıza zorlaması gerekmiyor. Amaç tutarlılık, güç ve stresi azaltmak. Yaşınızı ya da sahip olduğunuz yumurta sayısını değiştiremezsiniz ancak mevcut yumurtalarınız için mümkün olan en iyi ortamı yaratabilirsiniz. Enflamasyonu düşürerek, vücudunuzu doğru besinlerle besleyerek ve dinlenme ile harekete odaklanarak daha sağlıklı, daha güçlü yumurtaları destekleyebilirsiniz. Hem genel sağlığınızı hem de bunun büyük bir parçası olan üreme sisteminizi iyileştirebilirsiniz.”
