- Şehitkamil / Gaziantep
- +90 (342) 232 80 81
- info@cemiyet.com.tr
Annelik bir sınav değil
16 Eylül 2026Doğumdan emzirmeye uzanan süreç, bir anne için hem fiziksel hem de duygusal açıdan büyük bir dönüşüm. Ebe ve Uzman Emzirme Danışmanı Nisa Çetin ile bu özel dönemde annelerin ihtiyaçlarını, emzirme sürecinde yaşanan güçlükleri ve doğru desteğin önemini konuştuk.
IATELS ve Global CERT tarafından sertifikalandırılmış uzman emzirme danışmanı olduğunu söyleyen Nisa Çetin, “Özellikle doğum, doğum sonrası dönem, yenidoğan ve emzirme alanında çalışıyorum. Benim için bu alan sadece bir meslek değil. Bir kadının hayatındaki en büyük dönüşümlerden birine eşlik ediyorsunuz. Doğuma hazırlanırken, doğum anında, bebeğini ilk kez kucağına aldığında ve sonrasında annenin yanında olabilmek benim için çok kıymetli. Zaman içerisinde şunu fark ettim ki annelerin yalnızca tıbbi bilgiye değil; doğru bilgiye, anlaşılmaya ve kendilerini güvende hissetmeye de çok ihtiyacı var. Beni bu alanda daha fazla çalışmaya ve özellikle emzirme konusunda uzmanlaşmaya iten şey de tam olarak bu oldu” dedi.
Mesleki gelişimim devam ediyor
Mesleki gelişimini sürdürdüğünü ifade eden Çetin, şöyle devam etti: “Sağlık alanında “Ben artık biliyorum” demek bence mümkün değil. Çünkü bilgiler, yaklaşımlar ve öneriler sürekli güncelleniyor. Bu nedenle düzenli olarak eğitimlere, mesleki gelişim programlarına ve güncel bilimsel kaynaklara başvuruyorum. Ama şuna da çok inanıyorum; özellikle emzirme konusunda ne kadar fazla anne ve bebek görürseniz, o kadar farklı deneyim kazanıyorsunuz. Kitaplarda öğrendiğiniz bilgi çok kıymetli ama sahada karşılaştığınız her anne-bebek çifti size başka bir şey öğretiyor.
2023 yılında deprem bölgesinde uzun süre gönüllü olarak çalıştım. Sütü azalan, tamamen kesilen annelerle ve ne yazık ki ailesini kaybetmiş bebeklerle çalışma fırsatım oldu. Bu süreç bana emzirmenin yalnızca fizyolojik bir süreç olmadığını; annenin yaşadığı travmanın, stresin, kaybın ve içinde bulunduğu koşulların da emzirmeyi etkileyebildiğini çok yakından gösterdi. Bu nedenle benim için mesleki gelişim; sadece yeni eğitimler almak değil, her karşılaştığım anne ve bebekten bir şey öğrenmek ve öğrendiğimi güncel bilgilerle birleştirerek doğru şekilde aktarabilmek.”
Annelerin anlaşılmaya ihtiyacı var
Doğum sonrası dönemde annelerin desteğe ihtiyacı olduğunu dile getiren Çetin, “Bence annelerin en büyük ihtiyacı çoğu zaman, “Biri bana gerçekten nasıl olduğumu sorsun.” Çünkü herkes bebeğin kilosunu, emmesini, uykusunu soruyor. Ama annenin nasıl olduğu ikinci plana atılabiliyor. Bir yandan doğumdan toparlanmaya, bir yandan bebeğini tanımaya ve emzirmeyi öğrenmeye çalışıyor. Üstelik uykusuzluk ve “İyi anne olmalıyım” baskısı da ekleniyor. O yüzden annelerin bilgi kadar desteğe, dinlenmeye, anlaşılmaya ve yalnız olmadığını hissetmeye ihtiyacı var. Ben annelere çoğu zaman şunu söylüyorum, “Bebeğin doğdu ama sen de yeniden doğdun. Kendine alışman için de zamana ihtiyacın var.” diye konuştu.
Lohusalık yalnız geçirilmemeli
Lohusalık dönemi için annelere önerilerde bulunan Çetin, “Öncelikle kendilerinden mükemmel olmalarını beklememelerini öneririm. Lohusalık bir performans dönemi değil. Evinizin her zaman düzenli olması, her şeyi tek başınıza yapmanız ya da bebeğinizin her ihtiyacını hiç zorlanmadan karşılamanız gerekmiyor. Yemek yiyin, bol su için, fırsat buldukça dinlenin ve yardım istemekten çekinmeyin. Bir de çevreden gelen her öneriyi doğru kabul etmemek çok önemli. Lohusalık döneminde anneler adeta bir bilgi bombardımanının içinde kalıyor. “Bana böyle yaptılar, sana da böyle yap.” yerine, “Bu bilgi güncel mi, benim ve bebeğim için gerçekten doğru mu?” diye düşünmek gerekiyor. Ve ihtiyaç duyduğunuzda alanında uzman birinden destek alın. Çünkü lohusalık yalnız geçirilmek zorunda olan bir dönem değil” dedi.
Annenin ihtiyacı doğru bilgi ve güven
Emzirme konusunda annelerin en sık karşılaştığı sorunlar hakkında da bilgi veren Çetin şunları söyledi: “İlk günlerde en sık; bebeğin memeyi doğru kavrayamaması, annenin ağrı yaşaması, meme ucu hassasiyeti, sütün yetip yetmediğiyle ilgili kaygılar ve bebeğin yeterince beslenip beslenmediğine dair endişelerle karşılaşıyoruz. Ama bazen asıl problem teknikten çok kaygı oluyor. “Senin sütün yetmez, bebek aç kalıyor, biraz mama ver” gibi bilimsel temele dayanmayan yorumlar annenin kendi bedenine ve bebeğine olan güvenini etkileyebiliyor. İlk kez anne olanlara en büyük önerim şu: Kendinizi başka annelerle kıyaslamayın. Her anne-bebek ikilisinin emzirme hikâyesi farklıdır. Emzirme doğal bir süreç olabilir ama aynı zamanda öğrenilen bir beceridir. Anne de bebek de bu süreci birlikte öğrenir. Kendinize ve bebeğinize zaman tanıyın. Çünkü çoğu zaman annenin ihtiyacı daha fazla baskı değil, güven ve doğru bilgidir.”
Emzirme bir sınav değil
Emzirmenin doğal bir süreç olsa da her anne için kolay olmayabileceğini söyleyen Çetin, “Çünkü doğal olması, otomatik olarak kolay olduğu anlamına gelmiyor. Bebeğin memeyi kavrayışı, doğum hikâyesi, emme becerisi, annenin ağrı ve yorgunluk düzeyi ve çevreden aldığı destek… Bunların hepsi süreci etkileyebiliyor. Bir de anneler çoğu zaman emzirmeyi ilk kez deneyimliyor ama bebeklerinin bunu doğuştan kusursuz yapmasını bekliyorlar. Oysa bebek de dünyaya geldiğinde birçok şeyi ilk kez deneyimliyor. Anne de bebeğinin sinyallerini zamanla öğreniyor. Ben bu noktada şunu değiştirmek istiyorum, emzirme bir sınav değil. Anne başarısız olmuyor. Bazen sadece doğru desteğe, biraz zamana ve sabra ihtiyaç duyuyor” ifadelerini kullandı.
Emzirme konusunda doğumdan önce bilgi edinilmeli
Çetin, “Emzirme danışmanlığına ne zaman başvurmalı?” sorumuzu şöyle yanıtladı: “Ben mümkünse doğumdan önce emzirme konusunda bilgi edinilmesini çok kıymetli buluyorum. Çünkü doğumdan sonra anne zaten yorgun, uykusuz ve duygusal olarak hassas olabiliyor. Önceden neyle karşılaşabileceğini bilmek ve hazırlıklı olmak çok daha rahatlatıcı. Ama doğum yaptıysanız ve şu anda sorun yaşıyorsanız da kesinlikle geç değil. Bazen küçük bir dokunuş, doğru bir emzirme pozisyonu ya da bebeğin memeyi kavrayışındaki küçük bir düzeltme sürecin tamamını değiştirebiliyor. Bu nedenle mümkün olduğunca doğumdan önce bilgi edinilmesini, doğumdan sonra ise ihtiyaç varsa en kısa sürede doğru bir uzmandan destek alınmasını çok önemsiyorum.”
Annelerin üzerinde çevre baskısı var
Çevre baskısının emzirme sürecini ciddi etkilediğini belirten Çetin, “Bence annelerin en büyük yüklerinden biri bazen yaşadığı problem değil, etraftaki herkesin fikri. “Senin sütün yetmiyor, bu kadar sık emzirme, bebeği kucağına alıştırma, biz zamanında böyle yaptık” gibi söylemler annenin kafasını karıştırabiliyor ve anne bir noktada kendi bebeğini dinlemek yerine herkesi dinlemeye başlayabiliyor. Ben annelere şunu hatırlatmayı seviyorum, “Bebeğinizin annesi sizsiniz” Başkalarının deneyimleri size yol gösterebilir ama sizin yerinize karar veremez. Doğru bilgi alın, içinize sinmeyen bir şeyi sorgulayın ve gerektiğinde profesyonel destek alın. Annelik zaten yeterince büyük bir sorumluluk. Bir de herkesin fikrini taşımak zorunda değilsiniz” dedi.
Ebe desteği anneye yalnız olmadığını hissettirir
Doğumda ebe desteğinin önemine dikkat çeken Çetin, şöyle devam etti:
“Benim için ebe desteği, bir kadının hayatındaki en özel anlardan birinde ona “Yalnız değilsin” diyebilmektir. Çünkü doğum sadece bir bebeğin dünyaya gelişi değil; bir annenin korkularıyla, heyecanıyla, gücüyle ve bazen gözyaşlarıyla kendisiyle karşılaştığı bir yolculuk. Korktuğunda nefesini hatırlatmak, yorulduğunda cesaret vermek, ne yaşadığını anlamasına yardımcı olmak, bazen de hiçbir şey söylemeden yanında durmak… Ve doğumun sonunda annenin bebeğine kavuştuğunda geriye dönüp “Ben bunu gerçekten yaptım” diyebilmesini sağlamak. İşte benim için ebe desteği tam olarak bu. Çünkü bazen doğumda bir kadına verebileceğiniz en büyük destek bir müdahale değil; güven, sakinlik ve “Ben buradayım” diyebilmektir.”
“Sen yapabilirsin. Ben buradayım”
“Ben Nisa Ebeniz olarak her annenin doğumdan çıktığında yanında sadece bebeğini değil, kendine olan inancını da götürmesini istiyorum. “Ben yapamam” dediği bir anda ne kadar güçlü olduğunu hatırlamasını, korktuğunda yalnız olmadığını, zorlandığında bunun başarısızlık olmadığını, bedenine ve bebeğine güvenebileceğini hissetmesini istiyorum” diyen Çetin, “Doğumun sonunda annenin gözlerine baktığımda orada sadece bebeğini değil, kendisini de görmesini istiyorum. “Ben bunu yaptım, sandığımdan çok daha güçlüymüşüm” desin. Eğer yıllar sonra doğumunu hatırladığında benim sesimden tek bir cümle aklında kalacaksa, o da şu olsun isterim: “Sen yapabilirsin. Ben buradayım.” Çünkü bazen bir ebenin bir anneye bırakabileceği en güzel şey, kendisine yeniden inanma cesaretidir” ifadelerini kullandı.
Şefkatli bir anne olmaya çalışın
Nisa Çetin, son olarak, “Doğumdan emzirmeye uzanan bu yolculukta, bir anneye tek bir cümle söyleme hakkınız olsaydı bu ne olurdu?” sorumuzu ise şöyle yanıtladı: “Kendinize biraz daha şefkatli olun. Doğumunuz planladığınız gibi gitmeyebilir. Emzirmenin ilk günleri düşündüğünüzden daha zor olabilir. Bazen ağlayabilir, yorulabilir, “Ben yapamıyorum” diyebilirsiniz. Ama bütün bunlar sizi kötü bir anne yapmaz. Annelik her şeyi kusursuz yapmak değil; öğrenmek, denemek, gerektiğinde yardım istemek ve her gün bebeğinizle birlikte yeniden büyümektir. Ve şunu özellikle hatırlatmak istiyorum, bebeğiniz büyüdüğünde sizin onu ne kadar emzirdiğinizi ya da nasıl doğurduğunuzu hatırlamayacak. Ama ona nasıl baktığınızı, nasıl yaklaştığınızı ve ona hissettirdiğiniz sevgiyi hayatı boyunca taşıyacak. Bu yüzden her şeyden önce şefkatli bir anne olmaya çalışın. Ben bütün annelerin, ellerinden gelenin en iyisini yapan ve çocukları için zaten yeterince iyi olan anneler olduğuna yürekten inanıyorum.”
