Yükleniyor...

Gençliğin ve hayatın sırrı ‘Endotel tabakası’nın sağlığında…

28 Mayıs 2024

Gençleşmenin ve sağlıklı yaş almanın günümüzün üzerinde en çok konuşulan konularından biri olduğunu söyleyen Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Deniz, “Gençliğin ve hayatın sırrı, damarlarımızın iç yüzeyindeki ‘Endotel tabakası’nın sağlığının korunmasında” dedi.

Endotel tabakasının korunmasının sağlığımız açısından önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hayati Deniz, “Tüm organlarımızın; sinirler, beyin, saç, tırnak, cilt ve diğer dokuların sağlığı onlara besin ve oksijen taşıyan damarlarımızın sağlığı ile başlıyor. Damar sağlığı ise damarlarımızın iç yüzeyini oluşturan kaygan tabaka endotel ve onun salgıladığı bazı hormon benzeri salgılardan etkilenmektedir. O nedenle damarlarımızı yani endotelimizi genç tutmak, yıpratmamak gerekiyor” dedi.

Endotelimizi genç tutmanın yolları

Kan damarlarının, yaşam fonksiyonlarının sürdürülmesinde görevli yapılar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Deniz, “Anne rahminde oluşumumuzdan yaşamın sonlanmasına kadar besinlerin ve oksijenin vücuda dağılımından, doku ve organların canlı kalmasından sorumludur. Bol su ve meyve, sebze tüketmek, hareket etmek, şeker ve yağ tüketimini kısıtlamak gibi önlemler yeni damarların sağlıklı oluşumuna ve var olan damarların sağlığının korunmasına yardımcı olur” dedi.

Endotel sağlığını korumak için 9 önlem

Damar sağlığının kalp sağlığı ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Deniz şunları kaydetti: “Sigara, stres ve hareketsizlik gibi faktörler kalp ve damar sağlığında kötü sonuçlar doğurur. Damar tıkanıklığı, pıhtı atması, ani ölüm gibi durumlar sıklıkla kalp damar problemlerinden kaynaklanır. Damarlarda kireçlenmeye bağlı sertleşme, plak birikmesi ve damar tıkanıklığı, kontrol altında olmayan yüksek tansiyon, şeker, yüksek kolesterol, inme ve kalp krizi ile yakından ilişkilidir. Damar sağlığını korumak yalnızca kalp için değil vücuttaki tüm doku ve organlar için gereklidir. Saç tellerinden ayak tırnaklarına kadar vücuttaki tüm yapılar damarlarla beslenir ve canlılığını korur. Damarların korunması ve genç kalması tüm organların ömrünü uzatmak için önemlidir. Cilt, damarların genç ve sağlıklı olması durumunda canlılık kazanır. Damar sağlığını korumak ve kalp krizi gibi istenmedik olayların önüne geçmek için yirmili yaşlarda bile önlem almak önerilir. Bu önlemler, yaşam tarzı değişikliği gibi herkes tarafından uygulanabilecek yöntemleri içerebilir. Kalp damar sağlığını korumak için; yaş, cinsiyet, genetik faktörler gibi değiştirilemeyen bazı risk faktörleri olsa da değiştirilebilir risk faktörlerine dikkat etmek önemlidir. Sağlıklı bir vücut kitle indeksi, obezitenin önüne geçmek ve şeker hastalığından kaçınmak bu yönde atılabilecek adımların başındadır.”

Fazla kilolardan kurtulmak

Sağlıklı beden kitle indeksine sahip olmanın kalp damar sağlığının yanı sıra diğer hastalıkları önlemede de önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Deniz, “Uygun kilo ile kan basıncı düşer ve yüksek tansiyon önlenir. Fazla kilolardan arınmak vücutta hormonal dengeyi düzenler ve kan şekerini normal sınırlarda tutarak şeker hastalığı riskini azaltır. Yüksek kolesterol ve trigliserid düzeyleri de kilo kontrolü ile dengelenebilir. Sağlıklı beden kitle indeksine ulaşmak için çeşitli beslenme programları tercih edilebilir” dedi.

Tansiyon, kolesterol ve şeker düzeylerini kontrol altında tutmak

Sağlıklı bir yetişkinde tansiyon değerinin 120/80 mmHg civarında olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Deniz, şunları söyledi: “140/90 mmHg üzeri tansiyon yüksek tansiyondur. Damarlarda plak oluşumu, kalp krizi ve inme gibi durumlarda sorumlu tutulan faktör sıklıkla yüksek tansiyondur. Kolesterol yüksekliği de kalp ve damar hastalıklarının risk faktörlerindendir. Kötü kolesterol düzeyinin yüksek, iyi kolesterol düzeyinin düşük olması kalp damar hastası bireylerin çoğunluğunda karşılaşılan bir durumdur. Sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz ve beslenme kontrolü iyi kolesterol düzeyinin yükselmesini sağlayabilir. Balık gibi Omega 3’ten zengin gıdalar ile beslenmek ve B3 vitamini olarak bilinen niasin’in yeterli düzeyde alımı da iyi kolesterol düzeyinde artışa yol açabilir. Niasin yönünden zengin gıdalar: Maya, süt ve süt ürünleri, yumurta, et ve sakatat, bulgur, kuru baklagil, tahıllar, ceviz, fındık ve fıstık gibi kuruyemişlerdir. Takviye olarak tüketilen niasin’in yiyeceklerle birlikte ya da aç karnına alınması önerilmez. Aç karnına alınan niasin’in mide bulantısı, karın ağrısı, ishal, kaşıntı ve kalp hızında artış gibi yan etkileri olabilir. Açlık kan şekeri düzeyinin sağlıklı bir insanda 100 mg/dL’nin altında olması beklenir. Yüksek kan şekeri uzun vadede kan damarlarına, kalp ve böbrek başta olmak üzere organlara ve diğer dokulara zarar verebilir. Kan şekeri düzeyi, özellikle tip 2 diyabet olarak bilinen şeker hastalığı türü, yaşlanma, bel bölgesinde yağlanma, kötü beslenme ve hareketsizlik gibi durumlarda artış gösterebilir. Kontrolsüz şeker ve karbonhidrat tüketimi insülin direncine yol açabilir. İnsülin direnci de tip 2 diyabet ve metabolik sendrom ile yakından ilişkilidir.”

Sigara gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmak

Sigara kullanımının ve pasif içiciliğin damar hastalıkları için risk olduğunu söyleyen Prof. Dr. Deniz, “Sigara, zamanla tüm hücrelerde yaşlanma ve ölüme yol açar. Aktif içici olunmasa bile özellikle küçük yaşlardan itibaren sigara içilen ortamlarda bulunmak damar sağlığını ciddi düzeyde etkiler. Kalp hastalıkları, kanser ve inme riski sigara dumanına maruziyet ile belirgin artış gösterir” dedi.

Sağlıklı beslenme planı oluşturmak

Kalp ve damar sağlığı için sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Deniz, “Balık, kümes hayvanları, kabuklu yemişler, bitkisel yağlar, doğal süt ürünleri, kepekli tahıllar, baklagiller, renkli meyve ve sebzeler tüketilmelidir. İşlenmiş gıdalar, şeker ve karbonhidrat oranı yüksek gıdalar, yağlı kırmızı et ve tuz tüketimi sınırlandırılmalıdır. Polifenol düzeyi yüksek besinler yüksek tansiyonu önleyerek damar sertliğinin önüne geçebilir. Polifenolden zengin gıdalar bitkisel bileşiklerdir ve bunlar sıklıkla antioksidan özellikler de barındırır. Ceviz, fındık, siyah ve yeşil çay, sızma zeytinyağı polifenolden zengin besinler arasındadır” diye konuştu.

Tuz kullanımını kısıtlamak

“Yemeklere baharatlarla aroma kazandırmak hem fazla tuz tüketiminin önüne geçer hem de yeni tatların deneyimlenmesi ile sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırır” diyen Prof. Dr. Deniz, “Aşırı tuz tüketimi yüksek tansiyona yol açabilir. Bunun sonucunda damar duvarında hasar ve fonksiyonunda bozulmalar olabilir. Vücutta ödem ve böbrek fonksiyon kaybı, yüksek tuz tüketiminin olumsuz sonuçlarındandır” ifadelerini kullandı.

Hareketli olmak

Hareketli bir yaşam tarzının kilo kontrolünün sağlamasında, yeni ve sağlıklı damarların gelişiminde önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Deniz, “Yarışmalı sporlar adrenalin deşarjına yol açarak kalp için risk yaratabildiğinden yarışmalı sporlara egzersiz planında daha az yer vermek doğru olabilir” dedi.

Stresi yönetebilmek

Stresli bir hayattan uzak durmanın önemine değinen Prof. Dr. Deniz, “Stresten uzak durmak hastalıklara yakalanma riskini azaltır ve hastalıkların tedavisinde alınan sonuçlar da iyileşir. Damarları ve dolayısıyla bedeni genç tutmak için stres yönetimi esastır ve gerekli durumlarda bir uzmandan destek alınması mutlaka önerilir” diye konuştu.

Uyku düzeni oluşturmak

Kaliteli bir uykunun kalp ve damar sağlığı için önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Deniz, “Uyku esnasında beyin tarafından düzenlenen çeşitli mekanizmalar ile kan damarlarının hasardan korunabildiği belirlenmiştir. Hafif tempolu egzersiz ve açık alanda yürüyüş uyku kalitesini artırmak ve stresi azaltmak için en iyi yoldur” dedi.

Kalp kontrollerini aksatmamak

Düzenli kalp kontrollerinin hastalıkların erken teşhis ve tedavisinde önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Deniz, “Kalp ve ilişkili yüksek tansiyon, hiperkolesterolemi ve diyabet gibi hastalıklarda verilen tedavi planına uyum sağlamak, ilaçları düzenli kullanmak ve hastalığın önemsenmesi önemlidir. Yaşlanma, önlenebilen bir süreç değildir fakat sağlıklı yaşlanmak mümkündür. Damarları genç tutmak için önlem almaya genç yaşlarda başlanmalı ve yaşam boyu sürdürülmelidir. Harekete geçmek için hiçbir zaman geç değildir ve sağlıklı yaşlanmak her birey için mümkündür. Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürmek için günlük yaşam aktivitelerini sınırlandıran, hayat kalitesini düşüren semptomlar varlığında bir uzman görüşüne başvurmak önerilir” diye konuştu.

Sosyal Medyada Paylaş
GÜLŞAH SERT