- Şehitkamil / Gaziantep
- +90 (342) 232 80 81
- info@cemiyet.com.tr

Mekânlar doğalın özünden uzaklaşmamalı
16 Aralık 2024Mesleğini “Hayallerimin vücut bulmuş hali” diye tanımlıyor Mimar Gözde Menetlioğlu... Yakın zamanda kendi mimarlık ofisini hayata geçiren Menetlioğlu, her zaman insan ve doğa odaklı projeler üretmekten yana olduğunun altını çiziyor.
Ofis, kafe, konut, showroom gibi insan odaklı birçok farklı kullanım için mekân tasarımı gerçekleştirdiğini ifade eden Mimar Gözde Menetlioğlu, “Estetik ve özgün olma halini; dayanıklı, teknik, sürdürülebilir ve ekonomik olma ile birleştirdiğimizde doğru bir proje ortaya çıkarmış oluyoruz” diyor.
Gözde Hanım sizi tanıyabilir miyiz?
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun olduktan sonra profesyonel iş hayatıma başladım. Mesleğimin ilk yıllarından itibaren plaza, showroom gibi büyük ölçekli projelerin saha uygulamasını kaba yapıdan itibaren koordine ettim. Daha sonra hem detaycılığım hem de uygulama tecrübelerim ışığında iç mekân projelerine de yöneldim. Mimarlık ofisimde farklı ölçekte ve fonksiyonda projeleri hayata geçiriyoruz. Mesleğimi aynı zamanda insanlarla, doğayla ve çevreyle iletişim aracı olarak görüyorum. Bunu desteklemek için projelerimde Feng Shui ile mekanlardaki ruhu ve enerjiyi dengelemeyi amaçlıyorum. Sivil toplum kuruluşlarında aktif rol alıp özellikle kadınların yaşamdaki ve iş hayatındaki rolünün güçlenmesi için çalışmalar yapan topluluklara destek veriyorum.
Yakın zamanda kendi mimarlık ofisinizi hayata geçirdiniz. Gözde Menetlioğlu Mimarlık çatısı altında sunduğunuz hizmetlerden genel olarak bahseder misiniz?
Ofis, kafe, konut, showroom gibi insan odaklı birçok farklı kullanım için mekân tasarımı diye genelleyebiliriz. Ancak mekân tasarlamaktan öte yaşam biçimi oluşturmak için kurgu geliştirdiğimizi söylemek daha doğru olacaktır. Özel kullanım için doğadan sınırlandırdığımız bu mekânlar hem doğalın özünden uzaklaşmamalı hem de kullanıcının/kullanıcıların amacına hizmet etmelidir. Bu sebeple mekânsal kurgu ile başlayıp renk, doku, malzeme, konfor, kullanıcı talepleri/zevkleri, mühendislik verileri, bütçe detayları gibi tüm disiplinlerin ortak çalışacağı bir bütün olarak hizmet verilmektedir.
Projelere yaklaşımınız nedir? Gözde Menetlioğlu imzasıyla bir mimari proje nasıl şekillenir?
Mesleki etiğim her zaman insan ve doğa odaklı projeleri üretmemi sağladı. Öncelik her zaman bu. Bu mekanların uzun yıllar amacına hizmet edeceğini bilmek hem heyecanlandırıyor hem de büyük sorumluluk yüklüyor. Bu sebeple sadece bir hayal ürünü olmasının çok ötesinde yaklaşmak gerekiyor.
Estetik ve özgün olma halini; dayanıklı, teknik, sürdürülebilir ve ekonomik olma ile birleştirdiğimizde doğru bir proje ortaya çıkarmış oluyoruz. Aslında ofisimi öne çıkaran en önemli konuların başında bu bilinçle yaptığımız projeler geliyor.
Sonuç itibariyle yaşam alanları tasarlıyorsunuz… İşinizin keyifli kısımları neler?
Mesleğimi, “Hayallerimin vücut bulmuş hali” diye tanımlayabilirim.
Aslında bu hayallerin mekansallaşmış haline herkesin eşlik ediyor oluşu işimin en keyifli yanı. Danışanlarımın en heyecanlı anlarında onlara eşlik etmek ve onlar için yeni ve yüksek bir yaşam standardı oluşturmak güzel bir bilinç hali. Bu bilinç her zorluğu ve sorunu çözmek için sabır ve çalışma azmi veriyor.
Projenin detayları için ilhamı nereden buluyorsunuz? Bir mimar olarak nelerden besleniyorsunuz?
Bu sorunun kapsamı benim için çok geniş. Öncelikle mekanın içinde ya da projesinde gezdiğim ilk anda mekanın kurgusunu oluştururum. Bunu projenin bitmiş hali ile içinde geziyormuşum gibi yaparım. İçinde hayali olarak gezince sorun yaratacak köşeleri, renk uyumlarını, malzeme dokularını hissetmeye başlarım. Bu aslında sadece hayal gücüm değil tecrübelerim sayesinde oluşan bir algı bütünüdür. Tecrübeden kastım sadece eğitim ve birçok projede yer almak değil. Genel anlamıyla hayatı tecrübe etmek diyebiliriz. Seyahat edip farklı kültürler tanımak, bol bol sergi gezip bu sergilerin çıkış noktalarını irdelemek, doğada sık sık yalnız kalmak ve gözlem yapmak, kitapta tasvir edilen mekanlar üstüne düşünmek uzun vadede yaratıcılığı geliştiren en önemli faktörler benim için.
Ayrıca fotoğrafçılıktan çok besleniyorum, bir anı ölümsüzleştirmek o anda o mekânı incelemek için en önemli unsur bence. Uzun uzun renk ve malzeme uyumu gözlemlerim. Fotoğraf çekerken de oran, uyum, fazlalıkları törpülemek ya da eksikleri tamamlamaya çalışırım. Böylece aslında bir mekânı dondurduğumuzda ne olması/olmaması gerektiği üzerine kafa yorabiliriz. Projelerimin hemen hepsinde de fotoğraf için köşeler oluştururum. Bunu popüler kültür gereksiniminden daha çok anı biriktirme alanları olarak tanımlıyorum.
‘Mekân enerjisi’ ya da ‘ev detoksu’ tabirlerini sıklıkla duyuyoruz.
Nedir, anlatır mısınız?
Öncelikle mekân enerjisini tanımlayarak başlayabiliriz. Mekânlarda da tıpkı insan bedeninde olduğu gibi sıkışmış ya da durağanlaşmış enerji akışı olabilir. Bunun sebebi birçok faktör olabilir. İçinde yaşayan ya da vakit geçiren bireylerin ruh hali; mikrodalga, TV gibi elektronik alet dalgaları; hava durumu ya da mekânın yönü; kullanılmayan eşyalar, mahallin yaşı gibi sebepleri çoğaltabiliriz. Enerjinin pozitif, devinim halinde ve yüksek olması hem doğa dengesini hem de içinde yaşayan kişilerin ruh halini doğrudan etkilemektedir. Bunu desteklemek için projelerimde Feng Shui kullanıyorum. Amaç, doğadaki renkleri ve yaşam enerjisini yaşanılan ortama taşıyarak hayatımıza başarı, sağlık, zenginlik, mutluluk getiren, pozitif şansı ve enerjiyi kendimize çekmemize yardımcı olmaktır. Negatif enerji oluşturan noktaları belirleyip alandan uzaklaştırma ve doğru döngüyü sağlamaktır.
Ev detoksunu “En az şeye ihtiyaç duymak en büyük güçtür” diye özetleyebiliriz. Bunun için temel adım fonksiyonel mekan çözümleri. Kullanımı kolaylaştırıcı, sade ve iyi çözümlenmiş alanlar enerji döngüsünde sürekliliği sağlayacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise sadeleşmenin boş bırakılan mahallerle karıştırılmasıdır. Boş mekanlar sade olmamakla beraber bu alanlar aynı dağınık köşeler kadar olumsuz sonuçlara sebep olmaktadır. Ayrıca evin rutin olarak havalandırılması, temizlenerek tozdan arındırılması, bitki köşeleri yaratılması enerji akışını sağlamak için en önemli faktörlerdendir.
Sizin için başarının tanımı nedir?
“Hedeflerimize ulaşmak için attığımız adımların ve gösterdiğimiz çabanın sonucunda elde ettiğimiz istenen sonuçları” ifade eder genel anlamıyla başarı. Ancak benim için başarı bir sonucu değil süreci ve yolculuğu ifade ediyor. Bir yere varmak gibi bir gayem yok, o yüzden de “Başardım” ya da “Başaramadım” gibi kaygılarım da yok. Olmadıysa farklı yöntemlerle yeniden denemek içindir, olduysa üzerine bir şeyler katarak yolculuğa devam etmek içindir. Başarı, bu azmin sürdürülebilir olmasıdır. Okul yıllarımdan beri Henry Wadsworth Longfellow’un, “Üstelemek, başarının temel unsurudur. Kapıyı yeterince uzun süre ve yüksek sesle çalarsanız, birilerini uyandıracağınızdan emin olabilirsiniz” sözünü ilke edindim ve bu bilinç hiç yanıltmadı.
Yaşam alanları tasarlarken müşterilerinizle nasıl bir prosedür izliyorsunuz? Onların hayalleri ile kendi stilinizi ve fikirlerinizi nasıl örtüştürüyorsunuz?
Tecrübelerim ışığında, ilk görüşme mimarlıktan daha çok kullanıcı analizi ile başlıyor. İlk görüşmede olabildiğince az teknik sohbet ederim. Belirlenmesi gereken, mekânın kullanım amacı ve kullanıcının mekândaki ihtiyaçları; daha da önemlisi mekânın ruhunu oluşturmak. Daha sonra tasarım aşamasında müşteri talebi işin ilk adımıdır. Bu taleplere uygun olacak şekilde teknik altyapı, çağın trendleri, mesleki tecrübelerim ve tabii ki stilim birleşerek mekânın omurgası oluşur. Mesleğimin en sevdiğim yanı, tek bir doğru olmadığı için farklı talepler ve fikirler işimi zenginleştiren, projenin gelişmesine katkı sağlayan süreçler olarak görürüm her zaman. Bunu ilham panoları, renk/malzeme numuneleri ve tüm teknik çizimlerle aktarırım. Genelde bu görüşmelerimiz iyi analizlerle geçtiği için sonuç odaklı olarak uygulama aşamasına hızlıca geçeriz. Uygulama süresince de imalatın her aşamasında kalite takibi yaparak anahtar teslim sürece kadar beraber geçirdiğimiz bir zaman dilimi olarak düşünebiliriz.